Fenerbahçe’nin Milli Mücadele’ye etkisi



Fenerbahçe Spor Kulübü, hem;

İstanbul’un işgal altında olduğu yıllarda Anadolu’da Kuvâ-yi Milliye’ye gizli bir şekilde silah ve cephane sevk ederek Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında rol oynadı.

Hem de;

İşgal kuvvetlerinin takımlarıyla yaptıkları maçları kazanarak işgalden dolayı psikolojik çöküntü içindeki İstanbullulara moral aşıladı. Fenerbahçe, Kuvâ-yi Milliye ruhunun sembolü oldu.

İşgal kuvvetlerinin komutanlığını yapan İngiltere’nin karma takımıyla 29 Haziran 1923’te oynadığı General Harington Kupası maçını kazanmasıyla, o moral en yüksek seviyeye ulaştı.

O maç, ayrıca barış görüşmelerinin sürdüğü Lozan’daki Türk heyetine de moral verdi.

Bütün bunları anlatan bir sinema filminin çekimleri yıllar boyunca gündeme gelse de bir türlü sete çıkılamamıştı.

En sonunda çekildi.

‘Zaferin Rengi’

Abdullah Oğuz‘un yönettiği, ‘Zaferin Rengi’ne Fenerbahçe Spor Kulübü ve başkanı Ali Koç destek veriyor.

EN İYİ FUTBOL FİLMLERİNDEN BİRİ

John Huston’ın yönettiği 1981 yapımı ‘Zafere Kaçış’…

II. Dünya Savaşı sırasında Naziler, Almanya’nın propagandasını yapmak amacıyla esir kamplarındaki bir grup müttefik askeriyle Alman Milli Takımı arasında bir futbol maçı organize eder. Kamplarda esir tutulan Müttefik askerleri; Fransa’da yapılacak olan maçı Naziler’den kaçmak için iyi bir fırsat olarak görürler. Zira; düşmanın elinden kurtulmak cephedeki askerler için büyük bir moral kaynağıdır.

Tertip hazırlanmış, kaçmaya hazırlanıyorlar…

Müttefik askerleri, bu maçın ilk devresini yenik kapatır. Zaten amaçları; maçı kazanmak değil, devre arasında kaçmaktır.

“MAÇ, KAÇMAKTAN DAHA ANLAMLI”

Ne var ki devre arasında soyunma odasına girdiklerinde maça devam etmelerinin kaçmaktan daha büyük bir anlam içereceğini düşünerek ikinci yarıda da sahaya çıkarlar. Üstelik maçı da kazanırlar. Maç, hem bağımsızlık mücadelesi veren Fransızlara hem de cephelerdeki müttefik askerlerine moral verir.

DÜNYA ŞAMPİYONU FUTBOLCULAR DA ROL ALDI

Pelé (1940 – 2022)

‘Zafere Kaçış’ta başrolleri; Sylvester Stallone, Michael Caine ve Max von Sydow paylaştı. Filmde aynı zamana Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamış olan ünlü futbolcular; Brezilyalı Pelé, Arjantinli Osvaldo Ardiles ve İngiliz Bobby Moore da kamera karşısına geçti. Bu 3 ünlü futbolcunun kamera karşısına geçmesi, doğal olarak filmin albenisini artırdı.

GERÇEĞİ İSTANBUL’DA YAŞANDI

Jeff Maguire, Djordje Milicevic ve Yabo Yablonsky’in kurgusal senaryosunda hikâye, II. Dünya Savaşı sırasında geçiyor. Bu hikâyede geçen olayın bir benzeri Türkiye’de, İstanbul’un işgali sırasında Kadıköy’de yaşandı.

Fenerbahçe’nin Kurtuluş Savaşı’na olan etkisine geçmeden önce futbolun tarihine kısa bir göz atalım.

FUTBOLA BENZEYEN İLK OYUN CUJU’YDU

Futbola benzeyen bir oyun, M.Ö 300 – 200 yıllarında Çin’de askeri eğitim amacıyla oynanan ‘Cuju’ydu.

Kıl ve tüyle doldurulmuş deriden yapılan bir topun, iki bambu kamışıyla sabitlenen 30 – 40 cm yüksekliğindeki bir kaleye sokulmasını amaçlayan bu oyunda, topa el ve kollar dışındaki her yerle temas etmek mümkündü.

BİR DE KEMARİ VARDI

Sonraki yüzyıllarda Japonya’da, ‘Cuju’dan izler taşıyan, varlığına ilk kez 644’te rastlanan ‘Kemari’ adlı oyun ortaya çıktı.

Bu oyunda; dairesel bir alan içerisinde yer alan oyuncuların, topa ayaklarıyla vurarak topu yere düşürmeden birbirine göndermeleri amaçlanıyordu.

ANTİK YUNANİSTAN’DA EPISKIROS

Uzak Doğu’da bu iki oyun oynanırken, Antik Yunanistan’da ise ‘Episkiros’ vardı.

Vücudun her yeriyle temasın serbest olduğu oyunda iki takımın oyuncuları, topu paslaşarak rakip takıma ait alanın sonunda yer alan çizgiden geçirmeye çalışıyordu.

KRAL II. EDWARD YASAKLADI

Kral II. Edward (1284 – 1327)

Orta Çağ İngilteresi’nde komşu kasaba veya köyler arasında oynanan ve ‘Güruh futbolu’ adı verilen bir oyun oynanıyordu.

Bu oyunda amaç, topu rakip takımın kasaba veya köyünde belirlenen bölgeye göndermekti. Hiç kural yoktu ve yüzlerce kişi oynayabiliyordu. Bu etkinlikler sırasında meydana gelen karmaşayı ve yaşanan olayları gerekçe gösteren Kral II. Edward, 13 Nisan 1314’te bu oyunu yasakladı.

İTALYA’DA CALSIO FIORENTINO

16’ncı yüzyılda İtalya’da ise ‘Calcio Fiorentino’ adlı bir oyun oynanmaya başladı.

Bu oyundaki amaç, topu karşı takımın kalesine göndermekti. Topu kontrol etmek, takım arkadaşına pas atmak ve kaleye göndermek için el ve ayakları kullanmak serbestti.

İNGİLTERE’DE BAŞLADI

Sheffield Football Club

Bugünkü anlamıyla futbol, ilk kez bundan 200 yıl önce, 1823’te İngiltere’de oynanmaya başladı.

Futbolda ilk takım, 1857’de İngiltere’de Sheffield Football Club adıyla kuruldu.

26 Ekim 1863’te Futbol Birliği’nin kurulmasından ve kuralların belirlenmesinden sonra ilk maç, 18 Aralık 1863’te Barnes ile Richmond arasında oynandı. Maç, golsüz berabere bitti.

Uluslararası ilk maç ise, İskoçya ve İngiltere milli takımları arasındaki 30 Kasım 1872’de Glasgow’da yapıldı. Bu maç da golsüz berabere tamamlandı.

SİYAH ÇORAPLILAR FUTBOL KULÜBÜ İLE KAMUFLE EDİLDİ

Futbol, kısa sürede İngiltere’den dünyaya yayılarak evresel bir spor haline dönüşmeye başladı. Türkiye’de ise; 1890’lı yıllarda Moda’da oturan İngilizler, Kadıköy’ün geniş alanlarında futbol oynamaya başladı.

Kadıköylü gençler, bir futbol takımı kurmanın hayallerini kuruyor olsa da Sultan II. Abdülhamid’in olduğu dönemde Türklerin dernek kurmaları yasaktı. Fuat Hüsnü Kayacan, Reşat Danyal ve Mehmet Ali’nin önderliğinde 1899’da Black Stockings FC (Siyah Çoraplılar Futbol Kulübü) adında bir futbol kulübü kuruldu. Kulübün adının İngilizce olmasının nedeni Türkler tarafından kurulduğunu gizlemek içindi.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Black Stockings FC ile olan bağlantılarını şu şekilde açıklıyor; “Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Black Stockings FC ismi altında 1899’daki ilk girişiminde öncülüğünü yaptığı gençlerle Kadıköy Futbol Kulübü (1902) ve ilerideki yıllarda kurulacak olan Fenerbahçe Futbol Kulübü (1907) ismi altında toplanan gençler, aslında yıllardır aynı ideali sürdüren hep aynı kişilerdi. Ne var ki iki kez kapatılmaları, yasal faaliyetlerine ancak resmi kuruluş yılları olan 1907’de geçebilmelerine olanak kılmıştı. Bir başka deyişle; Black Stockings FC ile aynı amacı ve kaderi paylaşan Kadıköy Futbol Kulübü’nün isimleri, ‘Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kuruluşu yolunda amaç karşısında birer araçtı. Israrla tekrar ettiğimiz bu durum karşısında, 1940’ta yapmış oldukları haklı bir tüzük değişikliğiyle kuruluş senelerini 1909’dan 1903’e aldıran Beşiktaş Kulübü’nün de (Bereket Jimnastik Kulübü) gerçekleştirdiği gibi, Fenerbahçe Spor Kulübümüz olarak tüzüklerimize geçirmemiz ve de yazılı bir deklarasyonla kamuya ilan edip düzeltmemiz gereken gecikmiş gerçek odur ki; Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kurulduğu yıl 1899’dur.”

MAÇ SONUNDA TUTUKLANDILAR

Fenerbahçe kulüp binası

Elbette bir süre sonra işin gerçeği anlaşıldı. 26 Ekim 1901’de Kadıköy’deki Papazın Çayırı’nda Rum takımı karşısında sahaya çıkan Black Stockings FC’nin futbolcuları, maç sonunda tutuklandı. Fuat Hüsnü Kayacan, askeri mahkemeye verilirken Reşat Danyal Bey, Tahran’a sürgüne gönderildi.

Black Stockings FC’yi kuran bazı gençler, 1902’de bu kez Kadıköy Futbol Kulübü kurdu. Ne var ki bu kulübün de ömrü uzun olamadı.

SELAMLIK KATINDA TARİHİ BULUŞMA

Ziya Songülen (1886 – 1936)

1907’de bu kez Ziya Songülen, Ayetullah Bey ve Necip Okaner tarafından Fenerbahçe Futbol Kulübü kuruldu. Aslında Türklerin dernek kurma hakkı resmiyet kazanmamıştı ama Sarayın spor kulüplerine daha ılımlı baktığı bir dönem olması nedeniyle kulüp basmalar, maç dağıtmalar artık yaşanmıyordu. Necip Okaner’in Moda Beşbıyık Sokak 3 numaralı evinin selamlık katındaki görüşme sonucunda kurulacak takımın ilk fikri oluşturuldu. Kulübün adını; kurucularının oturdukları semtin güzelliğinden, armasını; Fenerbahçe Burnu’ndaki ışık saçan fenerden ve rengini; ilkbaharın müjdecisi papatyanın sarısıyla beyazından aldı.

* Kulübün rengi; 1909’da sarı – laciverte çevrildi.

23 Temmuz 1908’de Kanun-ı Esasi’nin tekrar yürürlüğe sokulmasıyla II. Meşrutiyet ilan edildi. Böylelikle; siyasi parti, dernek ve kulüp kurma hakları tanındı.

Fenerbahçe Spor Kulübü, cemiyetler kanununa göre tescil olunan ilk Türk kulübü oldu. Fenerbahçe’nin ilk kurucu üyeleri;

• Ziya Songülen (Fenerbahçe Spor Kulübü’nün ilk başkanı)

• Ayetullah Bey

• Necip Okaner

• Galip Kulaksızoğlu

• Hassan Sami Kocamemi

• Asaf Beşpınar

• Enver Yetiker

• Hulusi Bey

• Fuat Hüsnü Kayacan

• Hamit Hüsnü Kayacan

• Nasuhi Baydar

İLK İŞGAL 1918’DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ

I. Dünya Savaşı sonunda, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’nden iki hafta sonra, İtilaf Devletleri donanması İstanbul sularına girdikten sonra şehir işgal edildi. Bu işgal sırasında İstanbul’un önemli ve stratejik noktaları kontrol altına alındı.

1921’DE İSTANBUL TAMAMEN İŞGAL EDİLDİ

İşgal kuvvetleri, Beyoğlu’nda görülüyor

KAZANDIKLARI MAÇLARLA MORAL AŞILADILAR

Uzun yıllar süren savaşlardan yorulan, toprak kayıplarından sonra İstanbul’un da işgaliyle morali bir hayli bozulan Türkiye’de Mustafa Kemal Atatürk‘ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a giderek kurtuluş mücadelesini başlatmasıyla yeşeren umutta Fenerbahçe’nin de önemli katkıları oldu.

Fenerbahçe; gerek Anadolu’ya silah ulaştırmada, gerekse işgal kuvvetlerinin takımlarıyla yaptıkları futbol maçlarını kazanarak moral aşılama konusunda kurtuluş mücadelesinde önemli rol oynadı. İngiltere Milli Takımı ile General Harington Kupası adı altında yapılan maç da bağımsızlık mücadelesinin sembollerinden biri oldu.

KULÜBÜN KAYIKHANESİ SİLAH VE CEPHANE DEPOSU OLDU

İstanbul işgal altındayken Fenerbahçe Kulübü’nün kayıkhanesi bir silah ve cephane deposu haline getirildi. Fenerbahçeliler, Kurbağalıdere kenarındaki kulüp binasının önündeki iskeleye yanaşan motorlarla Kuvâ-yi Milliye’ye ulaşması için Anadolu’ya silah kaçırmaktaydı.

FENERBAHÇELİLER SİLAH VE CEPHANEYİ EVLERİNDE SAKLADI

Geceleri gizlice, kayıkhanenin önündeki ahşap iskeleye yanaşan motorlar, buradan yüklenip, gizlice Moda Koyu’na açılıyor, oradan İzmit’e geçerek Anadolu’ya silah ve cephane sevk ediyordu. Çok geçmeden işgal kuvvetleri, Fenerbahçe Kulübü’nün bu faaliyetlerini öğrendi. Bunun üzerine Fenerbahçeliler, kayıkhaneyi hemen boşaltarak silah ve cephaneyi çevredeki üye ve sporcu evlerine taşıdı. Kulübü basan işgal kuvvetlerinin birlikleri ortada delil bulamadı. Ancak yine de Fenerbahçe Kulübü haftalarca süngülü bir müfreze tarafından kuşatma altında tutuldu.

Fenerbahçe, Anadolu’ya sadece silah ve cephane sevk ederek Kurtuluş Savaşı’na destek sağlamakla kalmıyordu. İşgal kuvvetlerinin askerlerinin kurduğu futbol takımlarıyla yaptıkları maçları da kazanıyordu. Kazanılan her maç, Kurtuluş Savaşı’na moral desteği de verirken işgal kuvvetlerinin moralini bozuyordu.

Fenerbahçe, işgal kuvvetleriyle ilk maçını 24 Kasım 1918’de yaptı. Fransız ekibiyle yapılan bu maçı 3 – 1 kazanan Fenerbahçe, 5 yıl boyunca futbol sahalarında, İngiliz / Fransız takımlarına karşı yaptığı maçlarla işgal altındaki İstanbul’un moral kaynağı oldu.

Fenerbahçe, bu dönemde toplamda 129 kez sahaya çıktı. 104 galibiyet, 10 beraberlik ve 15 yenilgiyle önemli bir başarı elde etti.

Fenerbahçe, işgal ordularının takımlarıyla oynanan 50 maçın ise 41’ini kazandı.Sadece 2 kez yenildi. Bu süreçte; ‘Fenerbahçe’ demek ‘Zafer’ demekti.

Türk takımlarının, yabancılarla yaptığı maçların halka nasıl büyük bir moral verdiğini, zafer kazanan ordunun kumandanları da biliyordu. Nitekim Refet Bele Paşa, İstanbul’a girdiğinde önce kendisini karşılayanlar arasında bulunan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı heyetine bu başarıları takdir ve tebrik ettiğini belirten bir konuşma yaptı. 3 Kasım 1922’de Fenerbahçe Spor Kulübü’nü ziyaret ederek, duygularını Fenerbahçe hatıra defterine kaydetti. Stadyumun balkonundan halka yaptığı coşkulu konuşma esnasında, yanında Fenerbahçe Başkanı Ziya Songülen ile Hamit Hüsnü Kayacan bulunuyordu.

İNGİLİZ GENERAL FENERBAHÇE’YE MEYDAN OKUDU

Tüm çabalara rağmen Fenerbahçe’nin Anadolu’ya silah ve cephane sevk etmesinin engellenememesi ve maçların kazanılmaması işgal ordularının İngiliz başkomutanı General Charles Harington’u oldukça öfkelendiriyordu.

İstanbul’un işgal günlerinin son aylarıydı.

Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Kurtuluş Savaşı’nda zafer kazanılmıştı. İşgal kuvvetleri, İstanbul’dan ayrılmak için hazırlık yapıyordu.

General Charles Harington, gider ayak Fenerbahçe’den futbol aracılığıyla intikam almak istiyordu.

HİÇ GOL YEMEDEN ELDE EDİLEN ŞAMPİYONLUK

Fenerbahçe 1922-1923 İstanbul Ligi’ni, hiç gol yemeden, şampiyon tamamladı.15 Haziran 1923’te Spor Âlemi ve Türkiye İdman Mecmuası tarafından düzenlenen Spor Matbuatı Turnuvası için Galatasaray ile karşı karşıya gelen Fenerbahçe, maçı 1 – 0 kazandı.

19 Haziran 1923’ten itibaren de İstanbul gazeteleri; Fenerbahçe’ye İngilizlerden gelen maç davetini yazmaya başladı; “Galatasaray ile yaptığı turnuva şampiyonluk müsabakasını kazanan Fenerbahçe, İngilizlerin (Coldstream Guards) takımı tarafından yeni bir müsabakaya davet edilmiştir. Bu kulüp oyuncularını General Harington Kupası İngilizlerin diğer kulüpleri olan Grenadier Guards ve Irish Guards’ın azalarından mühim kimselerle takviye ettiğini Fenerbahçe kaptanına gönderdiği mektupta bildirmiştir.”

İngilizlerin Fenerbahçe’ye gönderdikleri davet şöyleydi; “Fenerbahçe’yi yeni bir maça davet ediyoruz. Maçın ehemmiyetine binaen takımımızı Grenadier Guards ve Irish Guards takımlarıyla takviye ettik. Eğer Fenerbahçe bizi mağlup ederse tarafımızdan vaz’ olunan kupayı alabilecektir.”

Fenerbahçe, hiç vakit kaybetmeden cevap verdi; “Fenerbahçe Kulübü, yalnız kendi kadrosuyla bu maçı şartsız olarak kabul eder.”

FENERBAHÇE İNGİLiZ KARMASINA KARŞI

Fenerbahçe’de tarihi maçın kadrosu şöyleydi; Şekip Kulaksızoğlu, Hasan Kamil Sporel, Cafer Çağatay, Kadri Göktulga, İsmet Uluğ, Fahir Yeniçay, Sabih Arca, Bedri Gürsoy, Ömer Tanyeri, Zeki Rıza Sporel ve Alaaddin Baydar.

TARİHİ MAÇ TARİHİ KIŞLADA OYNANDI

1806’da açılan Halil Paşa Topçu Kışlası, 1940’a kadar askeri işlevlerinin yanı sıra cambaz gösterileri, at yarışları, Rum hacıların konaklaması gibi amaçlarla da kullanıldı

29 Haziran 1923’te İngiliz hakemin yönettiği maça İngilizler, göğsünde ‘Gardlar Karması’nı ifade eden ‘G’ harfli formalarıyla sahaya çıktı. Mısır ve Cebelitarık’taki askeri birliklerden 4 profesyonel futbolcu da getirtilip takıma takviye yapılmıştı.

SADECE BİR FUTBOL MAÇI DEĞİLDİ

Tarihi maç; adı, sonra Taksim Stadyumu olacak olan Halil Paşa Topçu Kışlası’nın futbol sahasında oynandı. Bu mücadele; sadece bir futbol maçı değildi. Fenerbahçe için maçın anlamı şuydu; kazandıkları her maç, işgal altındaki İstanbullulara moral vermişti. Bu maç; morali zirveye taşıyacak, Kurtuluş Savaşı’na bir anlam daha yükleyecekti.

İNGİLİZ GENERAL KUPAYA KENDİ ADINI VERDİ

General Charles Harington (1872 – 1940)

General Charles Harington ve maçı izlemek üzere Iron Duck zırhlısıyla İstanbul’a gelen Malta Valisi Lord Plummer, şeref kürsüsündeki yerlerini aldı.

Önlerinde de 1 metrelik General Harington Kupası…

İngilizler, maçın ilk yarısını 1 – 0 önde kapattı.

Seyircilerin; “Ya ya ya, şa şa şa, Fenerbahçe çok yaşa” tezahüratıyla Fenerbahçe, ikinci yarıda 60’ıncı ve 74’üncü dakikalarda Zeki Rıza Sporel’in attığı gollerle maçı, 2 – 1 kazandı. İşgal Kuvvetleri Başkomutanı General Charles Harington, kendi adını taşıyan kupayı Fenerbahçeli futbolculara verdi

KUPA, LOZAN KONFERANSI’NDAKİ TÜRK HEYETİNE MORAL KAZANDIRDI

General Harington Kupası, Fenerbahçe Müzesi’nde sergileniyor

Fenerbahçe’nin futbolu icat eden İngilizleri bir kez daha yenmesi, maç günü Lozan Konferansı’nda bulunan Türk Heyeti’ne de büyük moral verdi. Heyet başkanı İsmet Paşa, Fenerbahçe Kulübü’ne “Heyetimiz namına hepinizi meserretle tebrik eder, gözlerinizden öperim” yazılı bir kutlama telgrafı gönderdi.

* Türk takımlarının işgal kuvvetlerinin takımlarıyla oynadığı toplam 80 maçın 50’sinde sahaya Fenerbahçe çıktı.

MİLLİ MÜCADELE’YE VERİLEN DESTEK ‘ZAFERİN RENGİ’ İLE BEYAZPERDEYE YANSITILACAK

İşte bütün bu yaşananlar, ‘Zaferin Rengi’ ile beyazperdeye yansıtılacak.

Fenerbahçe’nin Milli Mücadele’ye verdiği desteğin baş kahramanlarından biri Galip Kulaksızoğlu’nu Kubilay Aka canlandırdı.

BİR DİRENİŞ HİKÂYESİ

‘Zaferin Rengi’, 1918 – 1923 arasında yaşanmış gerçek olaylara dayanan, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Anadolu’da başlatılan Milli Mücadele’nin, işgal altındaki İstanbul’da büyümesini ve futbol zaferleriyle kenetlenip, moral bulan Türk halkının bağımsızlık direnişini konu alıyor. Türk spor tarihine damgasını vurmuş en önemli futbol başarılarımızdan biri olan General Harington Kupası ile final yapacak olan film, izleyicilerle 16 Şubat’ta buluşacak.

Kim Kimdir?

• Kubilay Aka… Galip Kulaksızoğlu

• Gülper Özdemir… Peyker

• Nejat İşler… Sabri Toprak

• Timuçin Esen… Topkapılı Cambaz

• Yiğit Özşener… Mustafa Kemal Atatürk

• Gonca Vuslateri… Vera

• Yılmaz Bayraktar… Yüzbaşı Bennett

• Birce Akalay… Halide Edip Adıvar

‘Zaferin Rengi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ü Yiğit Özşener canlandırdı

Mustafa Kemal Atataürk, İstanbul’a her gelişinde arkadaşı Sabri Toprak’ın Moda’daki evinde kalıyordu. Yıldırım Orduları Grubu Komutanı olarak Filistin Cephesi’ne giderken birkaç günlüğüne İstanbul’a uğramıştı. 3 Mayıs 1918’de Fenerbahçe Spor Kulübünü ziyaret ederek yaklaşık iki saat boyunca başkan Sabri Toprak, yöneticiler ve futbolcularla sohbet etti.

Filmdeki en etkili sahnelerden biri de şüphesiz Mustafa Kemal Atatürk’ün 1918’de Fenerbahçe Spor Kulübü’nü ziyaret etmesi. Ziyaret sonrası duygularını şu şekilde dile getirmişti; “Fenerbahçe Kulübünün her tarafta beğenilip değer verilen, ortaya çıkmış eser ve çalışmalarını duymuş ve bu kulübü ziyaret edip bu işte emeği, yardımı olanları tebrik etmeyi görev edinmiştim. Bu görev ancak bugün yerine getirilebilmiştir. Takdir ettiğimi ve kutladığımı buraya kaydetmekle övünüyorum.”

3.5.1918 / Ordu Komutanı Mustafa Kemal.

FUTBOLCUSU, TEKNİK DİREKTÖRÜ VE BAŞKANI

‘Zaferin Rengi’nde Galip Kulaksızoğlu’nu Kubilay Aka canlandırdı.

Fenerbahçe’nin kurucu üyesi, başkanı, teknik direktörü ve futbolcusu Galip Kulaksızoğlu’nun kim olduğuna gelecek olursak; 22 Kasım 1889’da İstanbul’da Midilli Mutasarrıfı Kulaksızzade Mustafa Paşa’nın büyük oğlu olarak dünyaya gelen Kulaksızoğlu, Saint-Joseph Fransız Lisesi’nden mezun oldu. 14 yılı takım kaptanı olmak üzere 17 yıl boyunca Fenerbahçe’de futbol oynadı. Kardeşi Şekip Kulaksızoğlu ise Fenerbahçe’nin efsanevi kalecilerinden biriydi.

KOMPLE SPORCUYDU

Galip Kulaksızoğlu, futbol zekâsı, üstün tekniği, gözü kara, çevik ve takım oyunu anlayışıyla olgun bir futbol yıldızı olarak büyük bir üne sahip oldu. Komple bir sporcu olan Kulaksızoğlu; bununla birlikte tenis, hokey ve kürek sporlarında da devrin önde gelen isimlerindendi. Ayrıca Fenerbahçe’nin ikinci teknik direktörü olan Galip Kulaksızoğlu, aynı zamanda 1910’da mühendis Arif Emirzade Bey ile birlikte kulübün başkanlığını yaptı.

* 1909 – 1919 arasında Fenerbahçe’de 128 maça çıkan Arif Emirzâde Bey, 1919’da Toros demiryolu inşaatında çalışması için Niğde’ye tayin edildi. Bor Ovası’nda bir Rum eşkıya çetesinin saldırısı sonucu 19 Kasım 1919’da şehit düştü.

SAHAYA 10 KİŞİ ÇIKTILAR

Arif Emirzade Bey (1893 – 1919)

Fenerbahçe, 21 Kasım 1919’da Anadoluhisarı İdman Yurdu’nu 11 – 1 skorla yendiği maçta Arif Emirzade Bey’in yerine kimseyi oynatmadı. Takım, sahaya 10 kişi çıkarken santra çizgisinin başladığı yerdeki sahanın kenarına bir sandalye üzerine Emirzade Arif’in 2 numaralı forması konuldu.

İNGİLİZ VE RUM TAKIMLARINA GİTMEDİ

Mustafa Elkatipzade ile birlikte futbolcu yetiştirilmesinde önemli çalışmalar yapan Galip Kulaksızoğlu, 1911’de kendisine; “Gel seni bir İngiliz ya da Rum takımına aldıralım, başarılar yaşa” dendiğinde, “Zararı yok. Zayıf takımımız bu sene, gelecek sene yine yenilir. Bu teessürü arkadaşlarımla birlikte yine çekerim. Fakat, Allah’ın izniyle elbet bir gün gelecek; yenecek kudreti de iktisap eder ve o zaman yine onlarla beraber neşe ve saadet duyarım” şeklinde karşılık verdi.

216 MAÇTA 73 GOL ATTI

Galip Kulaksızoğlu, Fenerbahçe ile 5 İstanbul Ligi şampiyonluğu yaşarken 1924’e kadar 216 maçta 73 gol attı.

KARACAAHMET MEZARLIĞI’NA DEFNEDİLDİ

22 Kasım 1939’da 50 yaşındayken hayatını kaybeden Galip Kulaksızoğlu’nun cenazesi, Osmanağa Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı’nda, yakın arkadaşı ve Fenerbahçe başkanlarından Sait Selahattin Cihanoğlu’nun yanına defnedildi.

Fotoğraflar: Fenerbahçe Spor Kulübü, Shutterstock



Source link

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*