Sosyal medya diyetine dikkat! Bilinçsizce yapılan öneriler başkalarının sağlığıyla oynuyor



Günümüzde sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan beslenme önerileri, takviyeler, zayıflama çayları gibi ürünler, sağlığı ciddi şekilde tehlikeye atabiliyor. Popüler sosyal medya platformlarında bilimsellikten uzak, hızlı kilo verdirdiğini iddia eden konunun uzmanı olmayan kişilerin yanı sıra maalesef diyetisyenler de var. Bu alanda eğitimi olmayanların çeşitli kür, içecek, besin takviyesi önerileri de tehlikenin boyutunu derinleştiriyor. Öte yandan yapılan paylaşımların zararlarını denetleyen bir mekanizma da bulunmuyor.

BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU

Statista verilerine göre 2022’de dünya çapında 4.59 milyardan fazla insan sosyal medya kullanıyordu. Bu sayının 2027’de ise yaklaşık 6 milyara ulaşması bekleniyor. PLOS One bilim dergisinde yayınlanan bir araştırmanın sosyal medya kullanımının gençler arasında beden imajı endişelerini tetikleyebileceği ve yeme bozukluğunu artırabileceği ifade edilirken, bu konunun küresel bir halk sağlığı sorunu olarak yeterince araştırılmadığı vurgulanıyor. 2023’te 17 ülkede 50 araştırmadan elde edilen kanıtlar, sosyal medya kullanımının beden imajı kaygılarına, yeme bozukluklarına ve kötü ruh sağlığına yol açtığını gösteriyor.

“TOPLUM SAĞLIĞI AÇISINDAN KAYGI VERİCİ PAYLAŞIMLAR VAR”

Sosyal medyada paylaşılan beslenme önerilerinin kaygı verici olduğunu belirten Türkiye Diyetisyenler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Ayhan Dağ, “Toplum sağlığı açısından bizi kaygılandıran paylaşımlar olabiliyor. Çünkü bir grup insan bu tür paylaşımlara inanarak yanlış önerileri uygulayabiliyor. Bu da bireylerin sağlığını olumsuz etkiliyor. Özellikle işin profesyoneli olmayanların paylaşımları bireylerin sağlığıyla oynayabiliyor” dedi.

Peki, sadece sosyal medya önerileriyle sağlıklı, fit bir bedene sahip olmak mümkün mü? Doç. Dr. Dağ, popüler olma kaygısıyla yapılan bilimsellikten uzak açıklamalar, öneriler ve vaatlere karşı uyanık olmak gerektiğini söyleyerek, kişilerin yaşamını dahi yitirmesine yol açacak yanlışlara dikkat çekti.

Sosyal medyada çok kısa sürede 8-10 kilo verdireceğini iddia eden diyetisyenler var. Şok diyetler sunuyor, kürler veriyor veya kamplar düzenliyor. Hızlı kilo vermek doğru mu?

Böyle bir öneride kim bulunuyorsa bulunsun bu doğru bir yaklaşım değildir. Bizim diyetisyenler olarak önerimiz ayda 2 ila 4 kilogram arasında kilo vermenin ideal olduğu şeklindedir. Bu da haftada 0.5 ile 1 kiloya denk gelir. Kişi eğer çok hızlı bir şekilde kilo verirse bilin ki bundan daha fazlasını daha kısa sürede, daha fazla bir şekilde geri alacaktır. Dolayısıyla hızlı kilo vermek önerdiğimiz bir uygulama değil.

AYDA 8-10 KİLO VERMENİN BİLİMSEL BİR KARŞILIĞI YOK

Hızlı ve kolay kilo verme fikri, yaşam boyu davranış değişikliği yapmayı göze alamayan bireyler için çok cazip geliyor. Hızlı kilo verme, karşı konulması güç bir fikir ve bu yüzden de insanlar karşı koyamıyor. Hızlıca kilo verip, ardından ‘bir taraftan hem yiyelim hem de zayıflayalım’ şeklinde bir anlayış oluyor. Ama ayda 8-10 kilo vermenin hiçbir bilimsel karşılığı yok. ‘Diyet yaptım, istediğim kiloya geldim, sonra diyetimi bırakabilirim’ şeklinde düşünmek yerine, kişilerin doğru beslenme tarzını bir yaşam tarzı haline getirmesi gerekiyor. Sosyal medyada bu tür öneriler, paylaşılan diyetler olabiliyor ve birileri bunları maalesef uyguluyor.

“SAĞLIK İÇİN CİDDİ TEHLİKELERİ VAR”

Tek bir besin grubunu içeren diyetler bir işe yaramaz, sağlık için ciddi tehlikeler yaratır. Çünkü biliyoruz ki sağlıklı bir vücudun gereksinim duyduğu besin ögeleri sadece bir besinde değildir. Beş temel besin grubunu (süt, et-balık-kurubaklagiller, tahıllar, sebzeler, meyveler) her gün, her öğünde gereksinimimiz kadar tüketmemiz gerekiyor.

HIZLI KİLO VERMENİN CAZİBESİNE KAPILIYORUZ

Sosyal medyada gördükleri öneriler karşısında kişiler hangi soruları sormalı?

Hızlı kilo vermenin cazibesine kapılan kişiler bazen de deneme yanılma yöntemlerini uyguluyor. Uygulanan diyet etkisiz olmasına rağmen kilo verme fikrinin cazibesi bir diğerini deneme isteğini doğuruyor. Bu da geri alınan kilolara, zaman-para kaybına ve suçluluk duygusuna yol açıyor. En önemlisi de bireylerin sağlığının bozulmasına neden oluyor. Önerimiz diyet yaparken kısa süreli sonuçlar yerine uzun süreli gerçek çözüm yollarını tercih etmektir.

Diyet programına girecek bireylerin kendilerine öneride bulunan kişilere bazı sorular sorması gerekiyor: Bu programın yaklaşımı nedir? Hedefleri nelerdir? Ne kadar sürede kaç kilo verilmesi hedefleniyor?

Ayda 4 kilogramın üzerindeki kilo kaybı hedefi gerçekçi değil. Bunun olumsuz yansımaları olacaktır.

“BESLENME BİR BİLİM”

Beslenme bir bilimdir. Diyetisyen kavramı 1870’lerde ABD’de ortaya çıktı. Aslında 150 yıllık bir bilimden bahsediyoruz. Sağlıklı beslenme, somut bilimsel verilere dayalıdır. Bugün sağlıklı olmak için besin tercihinde geçerli ve güçlü bilgilere sahibiz. Yani kişisel sağlığımız için sağlıklı beslenmenin yaşam biçimi haline getirilmesi ve bu anlamda öneriler alınması, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesi yeterli. Sağlığın korunması, geliştirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılması için yeterli ve dengeli beslenme önemli olduğu unutulmamalıdır.

MEYVE DİYETİ 39 YAŞINDAKİ BİR KADINI HAYATTAN KOPARDI

Kısa sürede sonuç almak için bazı şok diyetler var. Bunun sonuçları neler olabilir?

Hızlı verilen kilolar yağ kütlesi kaybı değil; maalesef ki vücut sıvısı ve kas kaybına neden oluyor. Bunlar son derece tehlikeli ve risklidir. Bunun yanı sıra bireylerde halsizlik, konsantrasyon kaybı, çabuk yorulma gibi birtakım komplikasyonlar gelişebiliyor. Geçtiğimiz yıllarda bir zayıflama kampında, 5 günde hızlı kilo veren bir genç kız hayatını kaybetmişti. Bundan sorumlu tutulan hekim ise hapse mahkum edilmişti. Dolayısıyla bu tür diyetler kişileri ölüme kadar götürebiliyor. Geçtiğimiz yıl vegan beslenme savunucusu ve sosyal medya fenomeni 39 yaşındaki Zhanna Samsonova meyve diyeti gibi kısıtlayıcı bir diyet nedeniyle ölmüştü. Bu tür diyetleri örnek alanlar olduğunu unutmamak gerekir.

Beslenme bir pazar haline dönüştü ve profesyonel olmayanlar da bu alanda…

Evet, maalesef beslenme bir pazar haline dönüştü. Bu nedenle konunun uzmanı olmayan meslek mensupları da bundan faydalanmaya çalışıyor. Ancak eğer sağlıklı beslenme söz konusu ise mutlaka bir diyetisyen yardımı almak son derece önemli. Bu hizmeti devlet hastanelerinden de almak mümkün. Meslektaşlarımız hastanelerde poliklinik hizmeti yapıyorlar, oralarda hasta ya da sağlıklı bireylere beslenme programı hazırlıyorlar.

Aslında diyet kişinin parmak izi kadar özel bir şey, değil mi?

Diyet kişinin parmak izidir. Hepimizin gereksinimi benzerdir ama tüketmemiz gereken miktarlar farklıdır. Yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları önemli faktörlerdir. Dolayısıyla her insanın beslenme alışkanlığı gereksinimi birbirinden farklı olduğundan diyet kişinin parmak izidir diyoruz.

Bireylerin genel sağlık kontrolünden geçtikten sonra diyetisyen tarafından yaş, kilo, boy, cinsiyet, fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları gibi parametreler göz önünde bulundurularak hazırlanmalı ve planlanmalı. Diyetisyen bireyin diyetini hazırlamalı, daha sonra takip etmeli, izlemeli. Diyette birtakım modifikasyonlar yapmak gerekiyorsa değişiklikleri yapmalı. Bu arada da bireye sağlıklı beslenme alışkanlıklarını kazandırıp bu beslenme programının bireyin bir yaşam tarzı haline getirmeli. Öteki türlü kiloyu bir alıp bir verirseniz metabolizmanız bundan son derece olumsuz etkilenir.

“ÇAYLARIN, KARIŞIMLARIN BİR FAYDASI YOK, AKSİNE ZARARLARI VAR”

Peki, önerilen gıda takviyeleri, karışımlar ve zayıflama hapları?

Her besin grubundan yeterli oranda alınması gerekiyor. Sebze ve meyveler, tahıllar, kuru baklagiller, et, süt, yumurta, balık ve benzeri beş temel besin grubumuz var. Yeterli, dengeli beslenmek için de bu beş temel besin grubundan her gün tüketmek gerekiyor. Bunun dışındaki tavsiyelerin, önerilerin hiçbir bilimsel kanıtı yok. ‘Ben yaptım, bana iyi geldi’ ya da ‘Komşum yaptı, komşuma iyi geldi’ gibi yaklaşımlar hiç doğru değil, hiçbir bilimsel karşılığı yok. Dolayısıyla otların, tozların, çayların ve karışımların bir faydası yok, aksine zararları var.

Bu tür ürünlerin hiç şüphesiz toksik etkileri olabilir. ‘Bitkinin zararı olmaz’ diye düşünülüyor ama bitkiler ilaçların hammaddesini oluşturur, bunu unutmamalıyız. Kesinlikle ezbere önerilerde bulunulmamalı.

İNSANIN BİYOLOJİK RİTMİ ÜÇ ÖĞÜN BESLENMEYE AYARLI

Zayıflatan çay ve kahveler de çok tercih ediliyor, bilim bunlarla ilgili ne diyor?

Bunların tüketilmesi doğru bir yaklaşım değil; çünkü yararı yok. İnsanın biyolojik ritmi günde üç öğün beslenmeye göre ayarlanmıştır. Hiçbir bilimsel geçerliliği olmamasına rağmen bu işin ticaretini yapan kişiler farklı bir şey söylemek adına, farklı bir şey yapmak adına bu tür geçerliliği olmayan, bilimsel dayanağı olmayan birtakım önerilerde bulunuyorlar. Tüketim sürecinde de sağlık bundan olumsuz etkileniyor. Çok net.

SOSYAL MEDYADA ÜRÜNLERİN TANITIMINA İLİŞKİN BİR MEVZUAT YOK

Bu tehlikeli önerilere karşı bir denetim yapılıyor mu?

Sosyal medyada bu ürünlerin tanıtımına ilişkin maalesef bir mevzuat yok. Beslenme bireyseldir.

Aynı besinlere gereksinimimiz var ama farklı miktarlarda. Bir sporcunun, maden işçisinin veya masa başında çalışan bir beyaz yakalının ihtiyacı birbirinden farklıdır. Evet aynı besin ögelerine ihtiyacımız var ama farklı miktarlarda. Dolayısıyla bir birey için hazırlanmış beslenme programı bir başkası için uygun değildir.

Yapılan çalışmalar çocuklar ve ergenlerin beslenmeyle ilgili reklamlara çok daha açık olduğunu gösteriyor…

İnternete erişebilen herkes bu tür içeriklere maruz kalıyor. Hangi amaçla kullandığınıza bağlı olarak internetin olumlu katkıları söz konusu ama diğer taraftan herkese açık bir mecra olduğundan olumsuz etkileri de var.

SIFIR BEDEN OLMA HAYALİ İNSANLARI ÖLÜME GÖTÜRÜYOR

Sosyal medyada paylaşılan mükemmel fotoğraflar kişileri yeme bozukluğuna itebilir mi?

Bu çok önemli bir sorun. Geçtiğimiz yıllarda sıfır beden olma isteğiyle gelişen anoreksiya nervoza nedeniyle genç bir kadın hayatınını kaybetmişti. Sosyal medyada verilen yanlış mesajlar, birilerinde anoreksiya nervoza dediğimiz beslenme bozukluklarına yol açabilir. Kişide böyle bir hastalığın ortaya çıkması, bireylerin yemek yememesi, yediğinde onu kusması ya da başka yöntemle besinden faydalanamadan vücudun bunu atması gibi problemler meydana gelebilir.

Bu tür vakalar gerçek değilmiş gibi düşünülse de insanlar bu sebepten hayatını kaybedebiliyor.

Dolayısıyla bu tür mucize diyetler, sıfır beden olma hayali insanları ölüme götürüyor.

Nelere dikkat etmeliyiz?

Besin grupları her insan için farklıdır, en başta bunu anlamalıyız. Dolayısıyla gereksinimler, miktarlar farklıdır. Kilo vermek istiyorsak sosyal medyadan medet ummak yerine bir diyetisyenden yardım almalıyız. Yaşımız, boyumuz, kilomuza göre gereksinimlerimiz hesaplanacak ve bizim için en uygun olan diyet şekli belirlenecek.

BİR ZAMANLAR MUCİZEVİ ALETLER VARDI, ŞİMDİ DE DETOKS İÇECEKLERİ…

Sağlıklı yaşamı benimseyen sosyal medya profillerinde mutlaka yeşil bir içecek görüyoruz, bunlarla ilgili ne düşünüyorsunuz?

30 yıldır bu mesleğin içindeyim. Bu gerçekten bir süreç. Bir zamanlar karın kaslarını geliştirmek için mucizevi aletler vardı. Birtakım uygulamalar, yosun banyoları, nişasta, yağ blokerları vardı, yağ eriten kremler vardı. Şimdi de detoks içecekleri var ama detoks içeceği kavramının bilimsel bir karşılığı yok. Şimdilerde bunları öneriyorlar ama üzülerek söylüyorum ki bunların bir anlamı yok. Bireylerin ilgisini çekmek için yapılan şeyler bunlar. Dolayısıyla toplum sağlığı açısından uygun olmayan paylaşımlar maalesef oluyor. Bu paylaşımları yapanların bir kısmında da bireylerin isminin önünde maalesef akademik unvanlar oluyor.

Doç. Dr. Ayhan Dağ

“MEYVE ZEHİR” DENİLİYOR

Akademik unvan da tek başına yetmiyor, değil mi?

İsminizin önünde akademik bir unvan olması şüphesiz ki önemli, ancak bundan daha önemlisi topluma ne önerdiğinizdir. Toplum sağlığını tehdit edip etmediğinizdir. Topluma, ‘meyve zehirdir, yemeyin’, ‘istediğiniz kadar kuyruk yağı yiyin’ , ‘zeytinyağını için’ gibi önerilerde bulunuyorsanız isminizin önündeki akademik unvanının bir anlamı yoktur. Aklınıza gelen her mesajı böyle veremezsiniz. Sosyal medyada ne iş yaptığı belli olmayanların bilimsel olmayan önerileri var; ama bir tarafta da akademisyenlerden de bu tür yanlış öneriler geliyor. Bu içeriklere çok dikkat etmek lazım.



Source link

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*